İçeriğe geç
EN

· 2 dk okuma ·

Sinan'ın İstanbul'unda bir yürüyüş: ışık, ölçü ve sükunet

Şehzade'den Mihrimah Sultan'a: Mimar Sinan'ın İstanbul'daki yapılarında bir iç mimar gözüyle ışığa, ölçeğe ve geçişlere bakıyoruz.

Sütunlu, gölgeli bir terasın içinden bahçeye bakış

Mezun olduğumuz okul adını Mimar Sinan’dan alıyor. Belki bu yüzden İstanbul’da zaman buldukça onun yapılarına dönüp yürümeyi seviyoruz. Bu yazı bir mimarlık tarihi değil; bir iç mimarın, bugün de işine yarayan dersleri aradığı kişisel bir rota.

Şehzade’den başlamak

Sinan’ın kendi işleri için yaptığı söylenen ünlü bir ayrım vardır: Şehzade Camii çıraklık, Süleymaniye kalfalık, Edirne’deki Selimiye ise ustalık eseri. Yürüyüşe Şehzadebaşı’ndan başlamak bu yüzden anlamlı. Şehzade’nin iç mekanında merkezi kubbe ve onu dört yönden saran yarım kubbeler, mekanı her yönden aynı ağırlıkta hissettirir. Simetrinin bir iç mekana nasıl bir sakinlik verdiğini burada çok açık görüyoruz.

Süleymaniye: Avludan içeriye

Şehzade’den Süleymaniye’ye yürümek birkaç dakika sürer. Süleymaniye’de bizi en çok etkileyen şey, içeri girmeden önce yaşanan geçiştir. Kalabalık sokaktan avluya, avludan son cemaat yerine, oradan da kubbenin altına geçerken her adımda ses azalır, ışık değişir ve ölçek büyür. Bir mekana nasıl girildiği, mekanın kendisi kadar önemlidir. Bir konutun girişini ya da bir mağazanın kapısını tasarlarken bu sıralı geçişi hâlâ düşünüyoruz.

Rüstem Paşa: Kalabalığın üstünde bir oda

Süleymaniye’den Eminönü’ne doğru inerken, Tahtakale’nin dükkanları arasında Rüstem Paşa Camii’ne çıkan merdivenleri bulmak bile bir deneyim. Cami, çarşının gürültüsünün üzerine, dükkanların üstüne yerleştirilmiştir. Merdiveni çıkıp içeri girdiğinizde duvarları kaplayan İznik çinileri ve dingin ışık sizi bambaşka bir yere taşır. Küçük bir alanda, yoğun bir kent dokusunun içinde bile sükunet kurulabileceğini gösteren çok güçlü bir örnek.

Mihrimah Sultan: Işıkla örülmüş duvarlar

Başka bir gün Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ne gitmenizi öneriyoruz. Duvarları sayısız pencereyle açılmış bu yapıda iç mekan, gün boyunca ışığın yönüne göre değişir. Işığın bir yüzey malzemesi gibi kullanılabileceğini, pencerelerin yalnızca açıklık değil mekanın asıl dokusu olabileceğini burada görüyoruz.

Sokollu Mehmed Paşa: Eğimi kullanmak

Kadırga’daki Sokollu Mehmed Paşa Camii eğimli bir arazide yer alır ve bu eğimi saklamak yerine kullanır. Avluya merdivenlerle çıkılır, yapı arazinin içine yerleşir. Çinileri kadar bu ölçülü yerleşimi de önemsiyoruz: Zor bir arsa, iyi bir tasarımın bahanesi değil, çoğu zaman kaynağıdır.

Yanınıza ne almalı

Bu rotayı yürürken bir eskiz defteri ve rahat ayakkabılar yeterli. Fotoğraf çekmek yerine her yapıda bir an durup girişi, ışığın geldiği yönü ve kendinizi ne kadar küçük ya da büyük hissettiğinizi not etmeyi deneyin. Ziyaret saatlerine ve namaz vakitlerine dikkat etmeyi, iç mekanlarda sessiz kalmayı unutmayın.

  • Mimar Sinan
  • İstanbul
  • mimarlık tarihi