· 2 dk okuma · Emre Meriç
Atölyeden kalan alışkanlıklar: iç mimarlık eğitimi üzerine notlar
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde iç mimarlık okurken edindiğimiz ve bugün hâlâ her gün kullandığımız alışkanlıklar: jüri, maket, ölçü ve eleştiri.

Bir mimarlık okulundan geriye en çok ne kalır? Ders notları çabuk unutulur, yazılımlar birkaç yılda bir değişir. Kalan şey, atölyede dönem boyunca tekrar ettiğimiz küçük alışkanlıklardır. Emre Meriç’in Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’nde geçen yıllarından bugüne taşıdığımız birkaç alışkanlığı burada not ediyoruz.
Jüri: Fikri savunmayı öğrenmek
Atölye eğitiminin merkezinde jüri vardır. Bir haftalık emeği birkaç dakikada anlatmak, ardından eleştiriyi dinlemek kolay değildir. Ama jüri bize iki şey öğretti: Bir fikrin değeri, onu başkasına ne kadar açık anlatabildiğimizle ölçülür; eleştiri de fikre yapılır, kişiye değil.
Bugün bir sunumdan önce hâlâ kendimize jüri sorularını soruyoruz: Bu kararın gerekçesi ne? Kullanıcı bu mekanda ilk ne görecek? Çizimde olmayan ama sahada karşımıza çıkacak olan ne?
Maket: Elle düşünmek
Ekranda her şey mümkündür; maketin ise yerçekimi vardır. Karton bir duvarı ayakta tutmaya çalışırken, bir merdivenin kaç basamak sürdüğünü sayarken ya da ışığın bir boşluktan nasıl süzüldüğüne bakarken mekanı başka türlü anlarız. Maket, bir fikrin gerçekten çalışıp çalışmadığını en ucuz yoldan sınamanın yoludur.
Bu yüzden bugün de karmaşık bir kesit ya da zor bir merdiven çözümünde ilk iş kaba bir çalışma maketi yapıyoruz. Güzel olması gerekmiyor; dürüst olması yeterli.
Ölçü: Bedeni referans almak
İç mimarlık eğitiminin en kalıcı dersi belki de ölçüdür. Bir kapı kolunun yüksekliği, bir tezgahın derinliği, iki koltuk arasındaki mesafe; bunların hepsi insan bedeninden türer. Okulda ezberlenen ölçüler zamanla bir sezgiye dönüşür: Bir planı açtığımızda neyin dar, neyin gereğinden geniş olduğunu artık hesap yapmadan hissederiz.
Bu sezgiyi canlı tutmak için yanımızda hâlâ bir şerit metre taşıyoruz. İyi bulduğumuz bir mekanda bir merdiven rıhtını, bir pencere denizliğini ya da bir oturma yüksekliğini ölçüp not etmek, okuldan kalan en faydalı alışkanlıklardan biri.
Eleştiri: Kendi işine dışarıdan bakmak
Atölyede en zor şey, kendi çizimimize bir başkasının gözüyle bakabilmekti. Bir projeyi birkaç gün kenara bırakıp yeniden açmak, ya da bir arkadaşa “burada ne görüyorsun?” diye sormak bu yüzden önemlidir. Bugün ekip içinde yaptığımız masa başı eleştiriler, okuldaki o kısa ve dürüst konuşmaların devamıdır.
Okuldan sonra
Okul bize bir meslek değil, bir bakış verdi. Malzemeyi, ışığı ve oranı sorgulamayı; bir mekanı yalnızca nasıl göründüğüyle değil, nasıl yaşandığıyla değerlendirmeyi orada öğrendik. Yeni mezun olan ya da hâlâ okuyan meslektaşlarımıza önerimiz basit: Atölyede edindiğiniz alışkanlıkları ofis temposuna kurban etmeyin. Uzun vadede sizi taşıyacak olan onlar.
- iç mimarlık eğitimi
- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
- atölye